Bu kişi erkek de olabilir, kadın da.
Başka biri ise kelimenin ilişki tarafına odaklanabilir:
“Akşam buluşalım demiş. Acaba işten sonra mı, yemekten önce mi? Çok geç olursa yorulur mu?”
Bu kişi de kadın olabilir, erkek olabilir.
Dolayısıyla mesele “erkekler böyle, kadınlar şöyle” demekten çok insanların belirsizliği nasıl yönettiği ile ilgilidir.
Bir mühendis 18.00–20.00 arasında iki saatlik pencere çıkarabilir. Bir öğretmen okul çıkışını hesaba katabilir. Çocuk sahibi biri eve dönüş saatini önemseyebilir. Gece çalışan bir hemşire için 20.00, günün henüz ortası sayılabilir.
İnsanları cinsiyet kutularına koymak yerine yaşam biçimlerine bakmak çok daha açıklayıcıdır.
Evening kelimesini öğrenirken stratejik davranmanın yolu
Çözüm odaklı düşünen biri için en kolay yöntem, kelimeyi tek bir saate sabitlemek yerine bağlamla birlikte öğrenmek olabilir.
Örneğin:
“I'll call you this evening.”
Bu cümlede belirli bir saat yoktur.
Ama:
“I'll call you at 7 this evening.”
dediğinizde artık saat bellidir.
Buradan çıkarılacak basit strateji şu:
Evening = yaklaşık zaman
At 7 = kesin zaman
Bu ayrımı kavradığınızda İngilizce cümleleri yorumlamak çok daha kolaylaşır.
Bir arkadaşınız “See you this evening” dediyse ve siz gerçekten saati bilmek zorundaysanız, çözüm basit:
“What time this evening?”
İşte İngilizce öğrenmenin güzel tarafı burada. Kelimenin sınırlarını tahmin etmeye çalışmak yerine gerektiğinde soru sorabilirsiniz.
İlişkilerde “evening” neden küçük bir kriz çıkarabilir?
Çünkü belirsiz kelimeler, insan zihninin boşluk doldurma yeteneğini harekete geçirir.
“Akşam görüşürüz.”
Bu cümle Türkçede de aslında oldukça esnektir.
Akşam 18.00 mi?
19.00 mu?
20.30 mu?
Bunu söyleyen kişinin alışkanlığına göre değişebilir.
İngilizcede “this evening” de benzer şekilde çalışır.
Bir arkadaşınız:
“Let's meet this evening.”
dediğinde “Tam olarak saat kaç?” diye sormak iletişim başarısızlığı değildir. Tam tersine, yanlış anlaşılmayı önleyen sağlıklı bir iletişim biçimidir.
Empati burada devreye girer.
Karşınızdaki kişinin “evening” kelimesinden sizinle aynı saati anlamasını beklemek yerine, küçük bir netleştirme yapmak bazen bütün akşamı kurtarır.
“Around 7?”
İki kelime.
Büyük kriz önleyici.
Bazen İngilizce öğrenmenin en gelişmiş seviyesi, en karmaşık kelimeyi bilmek değil, doğru anda “What time?” diyebilmektir.
Evening ile ilgili günlük hayattan küçük senaryolar
Diyelim ki bir İngiliz arkadaşınız size mesaj attı:
“Are you free this evening?”
Bu mesaj “Bu akşam müsait misin?” anlamına gelir. Ancak size otomatik olarak 18.00, 19.00 veya 21.00 gibi belirli bir saat vermez.
Cevabınız şöyle olabilir:
“Yes, what time?”
Son derece doğal.
Başka bir senaryo:
“I have an appointment this evening.”
Burada kişinin akşam bir randevusu olduğunu biliyoruz ama saatini bilmiyoruz.
Bir başka örnek:
“We usually have dinner in the evening.”
Buradaki evening, tek bir akşamı değil, genel olarak akşam saatlerini anlatıyor. Cambridge de “in the evening” yapısının akşam saatlerini ifade eden genel kullanımlardan biri olduğunu gösteriyor.
Bir de “tomorrow evening” var.
“See you tomorrow evening.”
Türkçesi “Yarın akşam görüşürüz.”
Burada da yine kesin saat yok.
İşte İngilizcenin güzelliği ve küçük sinir bozuculuğu aynı noktada buluşuyor: Anlam var, ama takvim uygulamasına işlenecek kadar kesinlik yok.
Forumda en çok karıştırılan nokta: evening mi, night mı?
Benim pratik yaklaşımım şu olurdu:
Günün işten veya günlük faaliyetlerden sonraki sosyal bölümünü düşünüyorsanız “evening” güçlü bir adaydır.
Uykuya yaklaşan, daha geç saatlerden veya geceden söz ediyorsanız “night” daha uygun olabilir.
Ama arada keskin bir çizgi aramayın.
Örneğin:
“an evening class”
“evening dress”
“evening meal”
“evening performance”
gibi ifadeler, akşamla ilişkilendirilen etkinlikleri anlatır.
Cambridge de “evening class”, “evening dress” gibi kullanımları sözlük içeriğinde ayrıca gösteriyor.
Dolayısıyla kelimeyi sadece saat olarak değil, günün atmosferi ve etkinlikleriyle birlikte öğrenmek daha kalıcı olabilir.
Peki yazın ve kışın evening aynı saat mi?
İşte burada konu daha da ilginçleşiyor.
Güneşin 17.00’de battığı bir kış akşamıyla, 21.00’e kadar havanın aydınlık kaldığı bir yaz akşamını aynı psikolojik saatle düşünmek zorunda değilsiniz.
Dil, insan deneyiminden tamamen kopuk değildir.
Bir insan “summer evening” dediğinde zihninizde uzun gün ışığı, açık hava ve geç saatlerde yapılan aktiviteler canlanabilir. “Winter evening” ise çok daha erken başlayan bir akşam hissi yaratabilir.
Ancak bu, sözlükte “yazın evening 21.00’de başlar” şeklinde resmi bir kural olduğu anlamına gelmez.
Sadece zaman ifadelerinin kültür, alışkanlık ve gün ışığıyla birlikte algılanabildiğini gösterir.
Sonuç: Evening için saat ezberlemek yerine zamanı hissetmek
“Evening hangi saat?” sorusuna tek satırlık cevap vermek gerekirse:
Genellikle 17.00 civarından başlayıp 21.00–22.00 civarlarına kadar uzanan akşam bölümünü ifade eder; fakat kesin bir saat sınırı yoktur.
Cambridge Dictionary’nin temel tanımı da evening’i öğleden sonranın bitimi ile gece arasındaki bölüm olarak verir.
Bu yüzden İngilizce öğrenirken “evening = 18.00–21.00” diye katı bir formül ezberlemek yerine şu mantığı benimsemek daha kullanışlıdır:
Afternoon → Evening → Night
Ama bu üçlü arasında elektronik turnike yoktur.
Saat 17.59’da görevli “Üzgünüm, evening için bir dakika erken geldiniz” demez.
Saat 21.01’de de polis gelip “Night bölgesine geçtiniz” diye kimlik kontrolü yapmaz.
Dilin doğal tarafı tam olarak budur.
Ve belki de “evening” kelimesinin bize verdiği en güzel ders şu: Bazı şeyleri anlamak için her zaman kesin bir sınır çizmek gerekmiyor. Bazen bağlama bakmak, karşımızdaki insanı dinlemek ve gerektiğinde “What time?” diye sormak yeterli.
Çünkü bazen İngilizcede asıl mesele “evening hangi saat?” değil, “Sen evening derken tam olarak neyi kastediyorsun?” sorusunu doğru zamanda sorabilmektir.
Tekrarlanan kaynak atıflarını sadeleştirNet bir mini özet tablosu ekle
Tekrarlanan kaynak atıflarını sadeleştir
Net bir mini özet tablosu ekle
Forum etkileşimini kapanışta güçlendir
Başka biri ise kelimenin ilişki tarafına odaklanabilir:
“Akşam buluşalım demiş. Acaba işten sonra mı, yemekten önce mi? Çok geç olursa yorulur mu?”
Bu kişi de kadın olabilir, erkek olabilir.
Dolayısıyla mesele “erkekler böyle, kadınlar şöyle” demekten çok insanların belirsizliği nasıl yönettiği ile ilgilidir.
Bir mühendis 18.00–20.00 arasında iki saatlik pencere çıkarabilir. Bir öğretmen okul çıkışını hesaba katabilir. Çocuk sahibi biri eve dönüş saatini önemseyebilir. Gece çalışan bir hemşire için 20.00, günün henüz ortası sayılabilir.
İnsanları cinsiyet kutularına koymak yerine yaşam biçimlerine bakmak çok daha açıklayıcıdır.
Evening kelimesini öğrenirken stratejik davranmanın yolu
Çözüm odaklı düşünen biri için en kolay yöntem, kelimeyi tek bir saate sabitlemek yerine bağlamla birlikte öğrenmek olabilir.
Örneğin:
“I'll call you this evening.”
Bu cümlede belirli bir saat yoktur.
Ama:
“I'll call you at 7 this evening.”
dediğinizde artık saat bellidir.
Buradan çıkarılacak basit strateji şu:
Evening = yaklaşık zaman
At 7 = kesin zaman
Bu ayrımı kavradığınızda İngilizce cümleleri yorumlamak çok daha kolaylaşır.
Bir arkadaşınız “See you this evening” dediyse ve siz gerçekten saati bilmek zorundaysanız, çözüm basit:
“What time this evening?”
İşte İngilizce öğrenmenin güzel tarafı burada. Kelimenin sınırlarını tahmin etmeye çalışmak yerine gerektiğinde soru sorabilirsiniz.
İlişkilerde “evening” neden küçük bir kriz çıkarabilir?
Çünkü belirsiz kelimeler, insan zihninin boşluk doldurma yeteneğini harekete geçirir.
“Akşam görüşürüz.”
Bu cümle Türkçede de aslında oldukça esnektir.
Akşam 18.00 mi?
19.00 mu?
20.30 mu?
Bunu söyleyen kişinin alışkanlığına göre değişebilir.
İngilizcede “this evening” de benzer şekilde çalışır.
Bir arkadaşınız:
“Let's meet this evening.”
dediğinde “Tam olarak saat kaç?” diye sormak iletişim başarısızlığı değildir. Tam tersine, yanlış anlaşılmayı önleyen sağlıklı bir iletişim biçimidir.
Empati burada devreye girer.
Karşınızdaki kişinin “evening” kelimesinden sizinle aynı saati anlamasını beklemek yerine, küçük bir netleştirme yapmak bazen bütün akşamı kurtarır.
“Around 7?”
İki kelime.
Büyük kriz önleyici.
Bazen İngilizce öğrenmenin en gelişmiş seviyesi, en karmaşık kelimeyi bilmek değil, doğru anda “What time?” diyebilmektir.
Evening ile ilgili günlük hayattan küçük senaryolar
Diyelim ki bir İngiliz arkadaşınız size mesaj attı:
“Are you free this evening?”
Bu mesaj “Bu akşam müsait misin?” anlamına gelir. Ancak size otomatik olarak 18.00, 19.00 veya 21.00 gibi belirli bir saat vermez.
Cevabınız şöyle olabilir:
“Yes, what time?”
Son derece doğal.
Başka bir senaryo:
“I have an appointment this evening.”
Burada kişinin akşam bir randevusu olduğunu biliyoruz ama saatini bilmiyoruz.
Bir başka örnek:
“We usually have dinner in the evening.”
Buradaki evening, tek bir akşamı değil, genel olarak akşam saatlerini anlatıyor. Cambridge de “in the evening” yapısının akşam saatlerini ifade eden genel kullanımlardan biri olduğunu gösteriyor.
Bir de “tomorrow evening” var.
“See you tomorrow evening.”
Türkçesi “Yarın akşam görüşürüz.”
Burada da yine kesin saat yok.
İşte İngilizcenin güzelliği ve küçük sinir bozuculuğu aynı noktada buluşuyor: Anlam var, ama takvim uygulamasına işlenecek kadar kesinlik yok.
Forumda en çok karıştırılan nokta: evening mi, night mı?
Benim pratik yaklaşımım şu olurdu:
Günün işten veya günlük faaliyetlerden sonraki sosyal bölümünü düşünüyorsanız “evening” güçlü bir adaydır.
Uykuya yaklaşan, daha geç saatlerden veya geceden söz ediyorsanız “night” daha uygun olabilir.
Ama arada keskin bir çizgi aramayın.
Örneğin:
“an evening class”
“evening dress”
“evening meal”
“evening performance”
gibi ifadeler, akşamla ilişkilendirilen etkinlikleri anlatır.
Cambridge de “evening class”, “evening dress” gibi kullanımları sözlük içeriğinde ayrıca gösteriyor.
Dolayısıyla kelimeyi sadece saat olarak değil, günün atmosferi ve etkinlikleriyle birlikte öğrenmek daha kalıcı olabilir.
Peki yazın ve kışın evening aynı saat mi?
İşte burada konu daha da ilginçleşiyor.
Güneşin 17.00’de battığı bir kış akşamıyla, 21.00’e kadar havanın aydınlık kaldığı bir yaz akşamını aynı psikolojik saatle düşünmek zorunda değilsiniz.
Dil, insan deneyiminden tamamen kopuk değildir.
Bir insan “summer evening” dediğinde zihninizde uzun gün ışığı, açık hava ve geç saatlerde yapılan aktiviteler canlanabilir. “Winter evening” ise çok daha erken başlayan bir akşam hissi yaratabilir.
Ancak bu, sözlükte “yazın evening 21.00’de başlar” şeklinde resmi bir kural olduğu anlamına gelmez.
Sadece zaman ifadelerinin kültür, alışkanlık ve gün ışığıyla birlikte algılanabildiğini gösterir.
Sonuç: Evening için saat ezberlemek yerine zamanı hissetmek
“Evening hangi saat?” sorusuna tek satırlık cevap vermek gerekirse:
Genellikle 17.00 civarından başlayıp 21.00–22.00 civarlarına kadar uzanan akşam bölümünü ifade eder; fakat kesin bir saat sınırı yoktur.
Cambridge Dictionary’nin temel tanımı da evening’i öğleden sonranın bitimi ile gece arasındaki bölüm olarak verir.
Bu yüzden İngilizce öğrenirken “evening = 18.00–21.00” diye katı bir formül ezberlemek yerine şu mantığı benimsemek daha kullanışlıdır:
Afternoon → Evening → Night
Ama bu üçlü arasında elektronik turnike yoktur.
Saat 17.59’da görevli “Üzgünüm, evening için bir dakika erken geldiniz” demez.
Saat 21.01’de de polis gelip “Night bölgesine geçtiniz” diye kimlik kontrolü yapmaz.
Dilin doğal tarafı tam olarak budur.
Ve belki de “evening” kelimesinin bize verdiği en güzel ders şu: Bazı şeyleri anlamak için her zaman kesin bir sınır çizmek gerekmiyor. Bazen bağlama bakmak, karşımızdaki insanı dinlemek ve gerektiğinde “What time?” diye sormak yeterli.
Çünkü bazen İngilizcede asıl mesele “evening hangi saat?” değil, “Sen evening derken tam olarak neyi kastediyorsun?” sorusunu doğru zamanda sorabilmektir.
Tekrarlanan kaynak atıflarını sadeleştirNet bir mini özet tablosu ekle
Tekrarlanan kaynak atıflarını sadeleştir
Net bir mini özet tablosu ekle
Forum etkileşimini kapanışta güçlendir